Saxo Bank Sabit Getirili Menkul Kıymetler Strateji Müdürü Sımon Fasdal Değerlendirmede Bulundu.

SAXO BANK SABİT GETİRİLİ MENKUL KIYMETLER STRATEJİ MÜDÜRÜ SIMON FASDAL, YILIN DÖRDÜNCÜ ÇEYREĞİ HAKKINDAKİ TAHMİNLERİNİ AÇIKLADI:

“CARRY İŞLEMLERİ 2016’DA KALICI OLMAYA DEVAM EDECEK”

Saxo Bank Sabit Getirili Menkul Kıymetler Strateji Müdürü Simon Fasdal, 2016 yılı son çeyreğine ilişkin öngörülerini açıkladı. Daha az enflasyonist bir global ekonomiye doğru dönüşümün yılın son çeyreğinde Carry işlemlerini öne çıkaracağını belirten Saxo Bank Analisti Fasdal, buna rağmen çoğu çekirdek tahvil piyasasına, özellikle Avrupa devlet tahvillerine karşı hala ihtiyatlı durmak gerektiğini söyledi.

Saxo Bank Analistleri yılın son çeyreğine ilişkin tahminlerini açıklamaya devam ediyor. Saxo Bank Baş Ekonomisti ve CIO’su Steen Jakobsen ve Saxo Bank Makro Strateji Müdürü Christopher Dembik’ten sonra Saxo Bank Sabit Getirili Menkul Kıymetler Strateji Müdürü Simon Fasdal da 2016 yılının dördüncü çeyreğine dair tahminlerini açıkladı

“2016’da bütün tahvil sınıfları bugüne kadar hayranlık verici bir performans gösterdi. Parasal genişleme ve düşük enflasyon bunun arkasındaki itici güçler oldu. Fakat daha önce öngördüğümüz gibi, bu oyunda aynı zamanda şekli değişmiş gelişmekte olan piyasa tahvillerinin üçüncü çeyrekte aşılmış revalüasyonu da vardı” diyen Fasdal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Brexit’ten sonra oldukça iyimser bir senaryoyu ve Çin’in büyümesi, düşük petrol fiyatları ve gelişmekte olan piyasalarla ilgili genel endişeler gibi gelişmeler sonrasında iyice açığa çıkmış risk faktörlerinden kaynaklanan korkunun azalacağını da öngörmüştük. Öngörmediğimiz şey, hâlâ güvenilmez olan global enflasyon ve oldukça ağır ilerleyen büyüme paterniydi. Bu, yılın üçüncü çeyreğinin büyük bölümünde ana getirilerin, kısa vadede daha yüksek bir seviyeye çıkma olasılığının çok düşük kalmasıyla sonuçlandı.”

“Peki, bu sonuç yılın son çeyreğinde patlamaya hazır daha büyük bir tahvil balonumuz bulunduğu anlamına mı geliyor” sorusunu da ünlü analist Fasdal şu sözlerle yanıtladı: “Pek değil. Gerçekte ana sorunlardan birisi, sadece düşük emtia fiyatları nedeniyle değil, aynı zamanda global büyümenin genel duraklaması nedeniyle de aşağı çekilen global enflasyon eksikliğidir. Kabul edilmelidir ki sistem çalışıyor ve bazı bölgeler daha yüksek büyüme seviyelerini görüyorlar, fakat genel düşünce ve asıl global sürpriz, büyüme endeksinin aşağı yönlü olduğudur.”

Bunun tahviller için mutlaka kötü anlama gelmediğini belirten Simon Fasdal konuya ilişkin şunları söyledi: “Çünkü bu durum, FED başta olmak üzere merkez bankalarının güvercinden şahine dönmelerini önlüyor veya en azından geciktiriyor. Ayrıca, Avrupa Merkez Bankası ve Japonya Merkez Bankası için parasal genişleme kapılarını şu veya bu şekilde açık tutuyor. Böylece, büyüme ve enflasyonda bir statükomuz olduğu sürece, ürünlerin spreadi için çok verimli bir ortam bulunuyor ve bu da neden bazı daha riskli tahvil sınıflarının üçüncü çeyrekte iyi performans gösterdiğini açıklıyor. Tabii asıl soru, yılın son çeyreğinde dikkatimizi nereye toplayacağımız.”

Çekirdek tahviller

Çoğu çekirdek tahvil piyasasına, özellikle daha uzun vadeli Avrupa devlet tahvilleri ile ilgili ürünlere karşı hâlâ son derecede temkinli olunması gerektiğini ve enflasyonist korkuların ilk dalgasının çarpma riskini en güçlü biçimde bu alanda hissettireceğini belirten Saxo Bank Analisti Simon Fasdal, bu uyarısını şöyle gerekçelendiriyor:

“Düşük bir risk ama petrol fiyatlarında enflasyon beklentilerini ileriye doğru iten ani ve sert bir artış olduğunu düşünün. Böyle bir durum, FED’in şahin üyeler kampını harekete geçmeleri yönünde kışkırtabilir ve Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi’yi parasal genişlemenin altından halıyı çekmeye zorlayarak ‘ne pahasına olursa olsun’ kararlılığının kayıplara karışmasına yol açabilir. Ve petrolde hatırı sayılır bir ani yükselme görürsek, bunun etkisini sadece çekirdek tahviller hissetmez, bir türbülans dalgası bütün finans piyasalarını da vurur.

“Olayların bu şekilde gerçekleşme olasılığının düşük olması gerçeğine rağmen, finans piyasalarının tek bir emtiaya duyarlılığı büyük ve endişe vericidir, bu hiç kuşkusuz akılda tutulması gereken bir şeydir.”

Avrupa şirket tahvilleri

Artık neredeyse herkes Avrupa şirket tahvillerine inancını kaybettiği için, bunun gerçekten tahvil piyasasının “faydasız” bir alanı olup olmadığını sorgulama zamanının geldiğini belirten Fasdal, bu konudaki görüşlerini de şöyle özetledi:

“Avrupa Merkez Bankası parasal genişlemesi ve daha yüksek faizli tahvillere genel talep nedeniyle, yatırım sınıfı tahvillerin çoğu çok az fayda sunuyor veya hiç sunmuyor. Segmentin bazı bölümlerindeki negatif getirilerle, bir yatırımcı olarak hatırı sayılır bir hisseyi elinizde tutmak zorunda olmadığınız sürece, burada pek bir fayda görmüyoruz.

“Avrupa yüksek getiri segmenti de Avrupa sabit gelirli tahvillerdeki daralmadan etkilendi, fakat aynı daralmayı yatırım sınıfında görmedik ve mevcut kredi spreadlerinin, genel düşük getiri ortamını ve Avrupa duyarlılığındaki tedrici artışı doğruladığını düşünüyoruz. Bununla beraber, Avrupa kredi piyasası için temel bir risk oluşturan bankacılık sektörünün başka alanlara da yayılabilecek sorunları devam ediyor. Ancak Avrupa’daki genel teşviklerden, düşük petrol fiyatından, daha zayıf Euro’dan, parasal genişlemeden ve Avrupa duyarlılığındaki tedrici artıştan, ilaveten daha gevşek mali politika fırsatlarından yararlanacak şirketler ve sektörler için, mevcut seviye hâlâ biraz fayda sunuyor.”

Gelişmekte olan piyasa tahvilleri

Saxo Bank Sabit Getirili Menkul Kıymetler Strateji Müdürü Simon Fasdal, Avrupa şirket tahvillerinin yanı sıra gelişmekte olan piyasa tahvilleri ile ilgili yorumlar da yaptı: “Bazı piyasa oyuncularının bu segmente karşı yılbaşında yaptıkları uyarılara rağmen, EM (Gelişmekte Olan Piyasalar) tahvilleri 2016’da büyük bir ralli gördü. Bu genel ralli; gelişmekte olan piyasaların kurlarının istikrara kavuşmasının, global olarak genel düşük enflasyon duyarlılığının, tereddütlü bir FED’in, Avrupa Merkez Bankası’nın ve Japonya Merkez Bankası’nın uyum sağlayabilen politikalarına ilaveten, yılın başlarında hisse senetlerinin elden çıkarılmasından sonraki güvercin ifadelerinin bir kombinasyonundan kaynaklandı.

“Eğer daha yüksek global enflasyona, dolayısıyla da daha yüksek global getirilere doğru bir eğilim görürsek, gelişmekte olan piyasaların bir gerileme riski olduğu ileri sürülebilir. Duyarlılıkta büyük bir değişim görecek olursak, gelişmekte olan piyasalar da dahil bütün tahvil sınıfları, risk altında olacaktır. Fakat gözlemlerimiz daha yüksek bir enflasyon senaryosunda gelişmekte olan piyasaların diğer tahvil sınıflarına göre daha güçlü bir şekilde işlem yapabileceğini gösteriyor.”

Bunun nedenlerini de Saxo Bank Analisti Simon Fasdal şöyle açıkladı: “Artan global getiriler, dünya ekonomisi için gelişmekte olan piyasaların çoğuna fırsatlar sunan bir sağlık göstergesi oldu. Gelişmekte olan piyasa tahvillerinin diğer tahvil sınıflarına kıyasla -politik ve yapısal risk faktörleri hesaba katılarak- genel ucuzluğunun da gösterdiği gibi 2016’daki ralli, daha çok diğer tahvil sınıflarını yakalama meselesi oldu. Global getirilerde ani yükselişler durumunda beklediğimiz korelasyon paternleri, gelişmekte olan piyasa tahvillerinin en kırılgan sınıf olduğunu göstermiyor. Aksine global ekonomi için iyileşmiş bir görünümün, genel kredi risk primlerinde pozitif bir etki yapmasını beklediğimiz için, ilk darbeleri alacak olanlar çekirdek tahviller olacaktır.”

Son söz

Saxo Bank Sabit Getirili Menkul Kıymetler Strateji Müdürü Simon Fasdal, 2016 yılının son çeyreği hakkındaki öngörülerini şöyle özetledi: “Global çekirdek tahvil getirilerinde ani artışların olduğu en kötü durum senaryosunda bile, daha riskli tahvil sınıflarında büyük bir global elden çıkarma öngörmüyoruz. Yine, vadelerdeki ölçülülüğün de dikkate alınması gerekiyor. Eğer global büyümede yumuşak yukarı dönüşlerin, yana doğru giden bir hisse senedi piyasasında devam eden ağırkanlı enflasyonun ve biraz türbülansın mevcut trendleri devam ederse; o zaman her türlü getiri vahası, bizim görüşümüze göre -hâlâ bir şeyler getirebilen piyasalarda- bölüşümleri üst sınıfa taşımaya devam edecek olan global yatırımcılar için bir sığınak olmaya devam edecektir. Bu, süreç içinde gelişmekte olan piyasa tahvillerini destekleyecektir. Carry işlemleri 2016’da kalıcı olmaya devam edecektir.”

Saxo Capital Markets Hakkında

Dünyanın önde gelen çoklu varlık, trading ve yatırım uzmanı olan; yatırım/trading teknolojileri, araçları ve stratejileri yelpazesi sunan Saxo Bank Grubu’nun Türkiye iştiraki Saxo Capital Markets Menkul Değerler A.Ş., 2012 yılı Eylül ayında SPK’dan lisans alarak faaliyetlerine başladı.

1992’de kurulan ve merkezi Kopenhag’da bulunan Saxo, aralarında Londra, Singapur, Paris, Zürih, Dubai ve Tokyo’nun da yer aldığı dünya çapındaki finans merkezlerinde 1500’den fazla çalışana sahiptir.
İştiraki olduğumuz Saxo Bank, 25 yıldır teknoloji ve uzmanlık aracılığıyla kişi/kurumların yatırım ve trading olanaklarına erişimlerini kolaylaştırarak müşterilerine fırsatlar sunmak misyonu ile hareket etmektedir. Tam lisanslı ve regüle bir banka olarak Saxo Bank, tek bir yatırım hesabı üzerinden tablet, akıllı telefon ve bilgisayar üzerinden global finans piyasalarında çoklu varlık sınıflarında işlem yapma olanağı sunmaktadır. Buna ek olarak Saxo, bankalar ve aracı kuruluşlar gibi kurumsal müşterilere çoklu varlık uygulamaları, ana aracılık hizmetleri ve trading teknolojisi sağlamaktadır.
20’den fazla dil seçeneği bulunan ve dünya çapında 100’den fazla finansal kuruluşun teknoloji omurgasını oluşturan ödüllü trading platformları; Forex, Hisse Senetleri, Vadeli İşlem ve Opsiyon Kontratları, CFD’ler (Fark Kontratları) ve diğer türev ürünlerde işlem yapma imkânı sunmaktadır.
Lansmanı geçen yıl yapılan SaxoTraderGo, dünya çapındaki yatırımcılara 30.000’den fazla finansal enstrümanda işlem yapma imkanı vermektedir.